Cumhuriyet ekonomisinin ilk mucizeleri
Kas 10, 2008 Kişisel Kütüphane Yorumla

Cumhuriyet ekonomisinin ilk mucizeleri Şafak Altun
Kitabı Cnbc-e Business EKim 2008 hediyesi olarak aldım. Az sayfalı küçük boyutlu çerez tadında bir kitap. Söz konusu mucilerin bazıları şunlar ;
Kamil Koç ” 1926 dan beri yollarda ”
Tomtaş ” ilk uçak fabrikası”
Kılıçoğlu ” ilk kiremit fabrikası”
Nestle “İlk çikolata fabrikası”
Escort Computer “İlk yerli pc üretimi”
Turkcell “İlk gsm operatörü”
Hürkuş Havayolları” Sivil havayolcuğunun başlangıcı”
Banat, Dyo, Yeşil Kundura, Arçelik, Eti, Otokar, Pınar…
Tags: Cumhuriyet ekonomisinin ilk mucizeleri, Cumhuriyet ekonomisinin ilk mucizeleri özeti, kitap özeti, şafak altun
Ferrarisini Satan Bilge
Kas 6, 2008 Kişisel Kütüphane Yorumla
Ferrarisini Satan Bilge Robin S. Sharma
Ne kitapmış be. Oku oku bitmedi. Aslında yalan yok, kitabı isminden ve ününden dolayı aldım. Yoksa hiçbir arkadaşımın tavsiyesi veya gazete-dergide kitabı öven yazılara rastlamadım. O kitapki ismi sündürülüp sündürülüp esprilere konu olmuş kitap. Dediğim kitabı öven hiç yazı okumamış olmama rağmen birileri bu kitabı okudu ve çoook beğendi, hayatının anlamını buldu belkide, ama sonunda bende okudum ancak babayı buldum.
Bu paragrafta da kitabın içeriğinden bahsedeyim. Kırmızı köşede Julian adında 1.90 boylarında, geniş omuzlu, yakışıklı “ferrari sahibi” çok başarılı bir avukat var. Mavi köşede ise onun arkadaşı 1.65 boylarında tıknaz ,şişko, pis iğrenç, tu kaka ama en az Julian kadar başarılı bir avkat olan John var. Julian bir gün bir adava sorasında kalp krizi geçiriyor. Ama ölmüyor ha, niye ölsün ki ölse kitap biter :p. O zaman anlıyor ki hayatı boş. Çok parası, başarısı ve şöhreti var ama o bu tür mutluluğun yalan olduğu fark ediyor, dine dönüyor 5 vakit namaza başlıyor. ( böyle olsa ne süper oldurdu dimi, ama asla böyle olmaz aslaa, kilise bile olmaz, illa ki budizm zart zurt.)
Vuruyor kendini yollara, gidiyor Hindistan’a. Orda Yog, Raman denen bütün gün turuncu entari ile gezen kel bir adamla tanışıyor. Bu kel bizim Julian’ı hemen gruba alıyor tabii.Başlıyor eğitmeye. Eğitim öyle bok ve çamur ve ter içinde kalınan rambo eğitimi değil, entraiyi giymişsin zaten alttan ferah ferah, bahçelerde dolaşmaca, cariye kovalamaca, yerden elmas toplamaca, sumocularla hayali güreşler falan filan. Yalnız bu Yogi Raman denen kısa, kel herif öyle bir cin ki; “ne yaptın lan hindistanda o kadar?” diye sorarlar diye türlü özlü sözler, atasözleri falanda ezberletmiş. Neyse bu Julian Hindistan’da 3 ay, 5 yıl, artık ne kadarsa kalıyor ve geri dönüyor. ( Kalıyor demişken Julian Hindistan’da hiç dil problemi çekmiyor. Adam ne anlıyorlar onlar ne dese Julian anlıyor. Okkalı okkalı atasözleriyle nasıl anlaşıyorlar anlayamadım. Bir de bu satılan Ferrarinin parasının nerde olduğuda meçhul.)
Sonra Julian geliyor yukarı Manhattan’a John’un evine, bütün öğrendiklerini bir gecede anlatıyor arkadaşına. John da çok etkileniyor tabii ve ” hayatım bundan sonra daha güzel olacak ” anlamı taşıyan birkaç okkalı cümle kuruyor ve kitap bitiyor.
Tags: ferrarisini satan bilge, ferrarisini satan bilge kitap özeti, kitap özeti, Robin S. Sharma Robin Sharma
Miskinler Tekkesi
Ağu 30, 2008 Kişisel Kütüphane Yorumla
Miskinler Tekkesi Reşat Nuri Güntekin
Reşat Nuri Güntekin kitapta, II. Mahmut ile aynı sofrada yemek yemiş, Kocabaş Kazasker’in torunu olan bir katip dilencinin hayatını anlatmış. Katip dilenci diyorum çünkü çocukluğu konaklarda rahat içinde geçmiş ve “padişah arkadaşının torunu” olarak yetiştiğinden, -bir sevda uğruna öğrendiği- ud, ve -Allah vergisi olan- güzel yazısı dışında mesleği olmayan bir adamın ” katır çarpması” sonucu kırılan sağ eli ile bütün birikimini de kaybedip dilenciliğe geçiyor. Bir süre sonra, dilencilik ile kazandığı para donemin orta halli memur maaşını geçiyor. Hatta memur arkadaşlarına borç verip, onlara sofralar kurduruyor. Kitabın dikkat çekmek istediği diğer bir nokta da dilencilerin rahat ve refah içinde yaşaması, evet dediğim gibi bazen memurdan çok kazanan ana karakterin karnının tok, sırtının pek, olması. Ne barınak sıkıntısı çekiyor ne de yakacak. Krallar gibi yaşıyor.
Meşrutiyet dönemi ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında karanlık tarikatların ve dilencilerin dünyası biraz ağır bir dille anlatılmış.
Tags: kitap incelemesi, kitap özeti, miskinler tekkesi özeti, reşat nuri güntekin
Hayat Hikayem
Ağu 21, 2008 Kişisel Kütüphane Yorumla
![]() |
Hayat Hikayem Vehbi Koç |
1 Ağustos’ta Tansaş a gittim. Gözlerim Byte ararken “Vehbi Koç’un kitabı” gibi bişeyler gördüm, baktım ki Capital harbi harbi veriyor kitabı, yalan değil yani, neyse Byte bulamamanın üzüntü üstüne 10 ytl lik kitabı 6 ytl ye kapatma sevinci eklenince suratımdaki abuk ifadeyle kasaya yöneldim. Gittim eve 1 haftada bitirdim kitabı, bembeyaz sayfalara büyük büyük basmışlar.
Kitabın anlatılacak yanı yok (: Hayatını anlatmış işte. Ama kitabta dönemin Ankarası ve halkı çok güzel anlatılmış. Kitabın anlatılacak bir yanı yok dedim bari kitaptan alıntı yapayım;
Çocukluğumun geçtiği Ankara’da hiç otomobil yoktu. Hiç unutmam Ankara’ya ilk otomobili Arslangüller adında bir Katolik tüccar getirdi. Bütün Ankara Taşhan’ın önünde toplandı. Otomobil istasyona insan taşımaya başladığı zaman herkes saşkınlıkla bakıyordu. Adına “ gavur arabası” dediler.
Ankara’nın önemli insanları Resmi Erkan’dı.Şehirde vali, belediye reisi, defterdar, müftü, nüfus başkatibi çok büyük kişilerdi. Vali, Vilayet’ten çıkıp çarşıyadan egçerken, herkes işini gücünü bırakıp, “ Vali Paşa gidiyor.” diye selamlardı. Bugün bu tören, devlet ve hükümet başkanlarına bile yapılmaz oldu.
Halka gelince, Ankara halkının çoğu Müslüman Türklerdi. Bir de Hıristiyanlar ve Museviler vardı.Hıristiyanlar çalışırlar, kazanırlardı. İyi yer, içer, eğlenirler, iyi giyinir, güzel evlerde otururlardı. Pazarları hafta tatili yaparlardı. Hıristiyanalr askere alınmaz, bedel öderlerdi. Askere gitmediklerinden daha rahatça iş yapma, dükkan açma olanağı bulurlardı.
Türk’ün ise tükenmek bilmeyen bir görevi vardı; Kur’a, ihtiyat, redif denilen, sonu gelmeyen askerlik hizmeti ve bu hizmet sırasında açlıktan, sefaletten veya düşmanla çarpışırken ölmek. İşte Ankara’nın hali bu, Türkiye’nin hali buydu.
Evlerde namaz kılınırken odadaki resimlerin üstünün örtüldüğü veya resim olmayan başka bir adada namaz kılındığını biliyordum. Ama bir resim vardı, o hiç açılmazdı. O da Padişah’ın resmiydi. Peygamber’in vekili olarak padişah kutsaldı; resmi de öyle sayılırdı. O resim kolay kolay herkese gösterilmezdi.
Meşrutiyet’in ilanı
Çocukluğumda en unutamadığım olaylardan biri “ Hürriyet”in ilanıydı. 1908 Temmuz’unda İkinci Meşrutiyet’in ilanına halk arasında böyle denilirdi. Yedi yaşındaydım, hayal meyal hatırlıyorum. “Hürriyet ilan edildi” dediler. Bir hafta şenlik yapıldı. Hükümet meydanında efeler oynadı. Herkes içti içti, “Hürriyet ilan edildi, kimse bir şey yapılamaz” diye silahlar atıldı. İnsanlar birbirini yaradılar. O günlerde insanların kafasına yasa ve düzen anlayışı yerleşmemişti. Herkes dilediği gibi asıp kesebilir sanılırdı. Zaman geçtikçe hürriyetin ne demek olduğu anlaşıldı.
Amerika’da neler dikkatimi çekti?
Amerika’ya ilk gidişte insan yine de bir alüst oluyor: O yıllarda Türkiye’deki binalar en çok dört-beş katlıydı. Amerika’da ilk kaldığım otelde ise odam 17. kattaydı, aşağı baktığım zaman başım dönmüştü. 102 katlı Empire State binasına çıktığım zaman kulaklarımın tıkanması, asansörlerin hızı, mağazalardaki canlılık, gece caddelerden geçen otomobillerin ışığı, New York şehrinin çeşitli bölgelerini birbirine bağlıyan köprüler, yemekler, kalitesi aynı olup servis dolayısıyla farklı fiyatlar, ne ararsanız bulunan mağazalar, insanların caddelerde hızlı yürümesi , New York’tan Niagara’ya giderken 700 küsür kilometrede 500 benzin istasyonunun bulunması, yolların düzgünlüğü ve mükemmelliği, otomobil fabrikalarında araba yapımındaki hız, kısaca birçok şey bir araya toplandığı zaman Amerika’nın ne kadar büyük bir ülke olduğu derhal anlaşılıyordu.
Dönemin Hac Yolculuğu
1906 Ya da 1907 yılında babam Hacca çıktı. Hacca giden harcayacağı parayı altın olarak bu amaçla hazırlanmış kemere dizer, kemeri beline bağlarmış. Böylece herkes kesesine göre yük taşırmış, bir altın 7 gram geldiğine göre 800 altınla hacca çkan babam böylece 5 kilo 600 gram yük taşırmış, tabii bu yük dönene kadar yavaş yavaş azalmış.
Babamın Hacca gidip gelmesi dokuz ay sürmüş. Önce Ankara’dan İzmir’e trenle, ordan vapurla Beyrut’a gitmiş. Beyrut’a gitmiş. Beyrut’tan sonra Şam, Halep ve Kudüs yoluyla Cidde’ye varmış, oradan Medine’ye deve sırtında 12 günde ulaşmış. Bu yolculuktaki pislik anlatılır gibi değilmiş. Gece konaklandığı zaman deveciler ateş yakıp gömleklerini ateşe tutar, bitlerini dökerlermiş, Gene de Hac yolculuklarında bu devecilerin pişirdiği yemeği yerlermiş. Bu akıl almaz sıkıntılara, hacılar iman gücüyle dayanırmış.
Sade Yaşa Mutlu Ol!
Ağu 17, 2008 Kişisel Kütüphane Yorumla
Sade Yaşa Mutlu Ol! Veli Sırım
Kitlesel üretim, Batı kaynaklı bir gelişme. Ama kitlesel tüketim tüm dünyayı ilgilendiriyor. Çünkü insanlık, özellikle son yarım yüzyıl içinde “Hedef Kitle” olarak görüldü ihtiyacının çok çok üzerinde tüketime yönlendirildi.
Medya organlarında boy gösteren renkli ve şatafatlı reklamlar, geniş kitlelere örnek gösterilen yapay şöhretler, tüm insanlığı aynı noktada, “Tüketim” eksenli bir yaşam tarzında birleştirdi.
Zaman içinde tüketim ortak bir kültür, bir anlayış, hattâ bir bağımlılık haline geldi. İnsanlar ihtiyaçları olsa da olmasa da, sürekli bir şeyler almayı, her fırsatta bir şeyler tüketmeyi bir zorunluluk olarak görmeye, hissetmeye başladılar. Çünkü tüketim, “Mutluluk!” kılıfına sarılarak sunulmuştu. Ve tüm insanlık “gerçek mutluluğa ulaşma” adı altında kitlesel bir yarışa sokuldu.
Bu yarışta tek kural vardı: “Ne kadar tüketirsen, o kadar mutlu olursun!”
Peşinde koştuğumuz mutluluk, ne gariptir ki bizden hep kaçıyor. Tam “Yakaladık!” derken, elimizden kaçıveriyor. Bu kez dışarıdan bize “Daha hızlı ve daha hırslı tüket!” komutu geliyor. Biz farkında olmadan bu emre amade oluyoruz ama mutluluk yine bir hayalden ibaret oluyor..
Elinizdeki bu kitap, kendimizi tüketmemeyi, hızlandırdığımız hayatımızı yavaşlatmayı, mutluluk adına elimize tutuşturulan tüm fazlalıklardan kurtulmayı ve peşinden ısrarla koşup ta yakalayamadığımız mutluluğu yakalamayı öneriyor.
Gerçek Mutluluk sadelikte.. Hayatı hızlı değil, hazlı; insanca ve insana yakışır bir tarzla yaşamakta…
Kitabı 3 günde bitirdim. Son derece akıcı. Zaten güncel sorunlardan bahsedildiği için insanı sıktığı söylenemez. Ama sıkıldığım yerlerde oldu, mesela sade yaşam sayfaları, son derece sıkıcı geldi nedense. Neyse öncelikle kitapta “tüketim sorunu” anlatılmış , indirim tuzakları, gençlere “idol” tuzakları, rakam tuzakları, kapıdan satış tuzakları, yaşam alanı tuzakları, marka tuzakları gibi konularda enine boyuna , ayrıca bunlardan korunma yollarıda anlatılmış. Kitapta “Sade Yaşam” nedir?” “Dünya genelinde sade yaşam arayışları” ( D.I.Y, SAG, Food Buying Club, Why Shop?, Enough! ) ve son olarakta Türkiye’den sade hayat örneklerine de yer verilmiş
Tags: do it yourself, sade yaşa mutlu ol, sade yaşam, Veli Sırım
Ölmeden Önce Keşfetmeniz Gereken 5 Sır
Ağu 12, 2008 Kişisel Kütüphane Yorumla
Ölmeden Önce Keşfetmeniz Gereken 5 Sır Dr. John Izzo
Yok olmuyor, olmuyor şu “kişisel gelişim” kitaplarından hiçbir şey anlamıyorum.Kitaplar kötü değil tabikii, hatta bu kitap haftalardır Kitapyurdunda en çok satan kitap ama harbiden amacı neymiş anlamıyorum.Kitabı okurken, “valla adam çok haklı bunu hergün tekrarlarsam hayatım harbi değişir” diyorsun, sayfaları çevirdikçe yazara hak veriyorsun, kitabı itirireyim hemen başlıcam diyorsunda, kitap bittikten 1 gün sonra aynı tas aynı hamam(en azından bende aynen böyle oldu). Bahsedilen 5 sır a gelince ( maddeler her zamanki gibi bildiğimiz, uygulamak istediğimiz ancak hiçbir zaman uygulayamadığımız kavramlar);
- Kendinize karşı dürüst olun bu tamam
- Hiçbir şeyden pişman olmayın sorumluluk ne olacak?
- Sevgi dolu olun buda tamam
- Anı yaşayın ben anı yaşamıyorum oh be! diyorum.
- Aldığınızdan fazlasını verin elde ne kalır o zaman hacu?
Coca-cola’nın formulü nasıl bulundu?
Ağu 12, 2008 Kişisel Kütüphane Yorumla

Coca-cola’nın formulü nasıl bulundu? Jack Mingo
Kitap daha önce “Marlboro’nun kovboyu nasıl cinsiyet değiştirdi” adıyla yayınlanmış. Kitapyurdunda şuan satışı yok.Erzurum Migrostan aldığım CNBC-e Business’ın hediyesiydi.İyi kötü yolda okurum diye aldım. Ama kitabı gerçekten beğendim.Kitapta Apple, Coca-cola, Gillette, Swatch, Marlboro, Super mario, Mtv gibi ünlü marka ve isimlerin kuruluş/yapım hikayeleri 3-4 sayfalık halde anlatılmış. Hikayeler ise ilginç Apple’ın Ceo’su Steve Jobs’ın daha ilk işlerinde ortağını nasılkandırdığından, marlboro’nun en başlarda kadınların kullanması için planlandığı, maden işçilerini giyen Levis’dan, Wolswagen’in kaplumbağasının nasıl “nazi arabası” olduğu anlatılmış.
Tags: apple, coca cola, coca cola formülü, jack mingo, nasıl kola yapılır
Zengin Olmanın Kuralları
Ağu 11, 2008 Kişisel Kütüphane Yorumla
Zengin Olanın Kuralları Richard Templar
Para Zengin olmayı kim istemez? Hepimiz gizliden gizliye (ya da açık açık) paranın saadet getireceğine inanırız.
Hayalindeki evi satın almaya, asla parasızlık endişesi çekmemeye, istediği yere tatile gitmeye yetecek parası olmasını kim istemez?
Peki, varlıklı insanlar nasıl zengin olurlar? Şansları mı yaver gitmiştir, yoksa bir bildikleri mi vardır? Evet, onlar ZENGİN OLMANIN KURALLARI’nı biliyorlar.
Uluslararası çoksatan Yaşamın Kuralları, Yönetimin Kuralları ve Çalışmanın Kuralları kitaplarının yazarı Richard Templar bu kez zengin olmanın kurallarını göstermek üzere kolları sıvamış. Bu kitapta, servet yaratmaya götüren altın kurallarını kendine has mizah anlayışı içinde okurlarla paylaşıyor.
Zengin Olmanın Kuralları sizi bolluk içinde yaşatacak davranış kalıplarını, zihinsel yapıyı ve finansal bilgiyi analiz ediyor.
Bütün bunları keşfederek daha zengin biri olmaya hazır mısınız?
Kitapta genç girişimciler ve yöneticilere yönelik 100 madeden oluşuyor.Zenginlik kitaptan öğrenilmez demeyin, gerçekten işe yarar fikirler var. Kitap “paranızı dolara yatırın, yok b fonu alın, merkez bankası faizleri gibi ekonomik terimlerle sıkmıyor.100 maddenin bazıları günlük hayatta hepimizin yapabileceğişeyler ve bir çoğu güncel konularla örneklendirilmiş, birkaç tane yazıveriyim;
- Zenginlik tanımınıza karar verin.
- Kötü yoldan para kazanmayı denemeyin.
- Başkalarını sahip olduğu şeylere imrenmeyin.
- Herkesle aynı rotayı izlemeyin.
- Kefenin cebi yoktur.
- Gözden çıkartmaya razı değilseniz dostlarınıze veya ailenize borç veryin/almayın.
- Paranızı kendiniz harcayın.Kimse onu sizin kadar iyi harcayamaz.








