My name is Michael Scofield
Eyl 6, 2008 Dizi Kapağı Yorumla
Biraz My Name is Earl ü andırsada, Prison Break 4. sezonun ilk cümlesi bu. Evet sonunda merakla beklenen Prison Break’ın 4. sezon ilk bölümü 1 Eylül de yayınlandı. Aynı gün nete düştü bi’ kaç gün sonrada türkçe alyazısı çıktı. Ben ne yaptım, dün indirdim bu sabah seyrettim. Beğendim mi beğenmedim mi onu birkaç satır sonra açıklayayım. (Ölümcül spoiler yok
Öncekilike Michael Scofield’ın ağzından 3. sezonun özetini bir okuyun…
Benim adım Michael Scofield. Ben bir kanun kaçağıyım. Üç hafta öncesine kadar Panama’da bir hapishanedeydim. Oradayken devletin ve sanayinin her seviyesiyle bulaştığı, kirli bir örgüt olan Şirket’le temasım oldu. Bana iki seçenek sundular; Ya onların adamı James Whistler‘ı hapisten kaçıracaktım ya da sevdiğim kadını, Dr. Sara Tancredi’yi öldüreceklerdi. Yardım ettim ve Whistler’ı
hapisten kaçırdım. Şirket Sara’yı yine de öldürdü. Şirket’in James Whistler’ı
neden kaçırtmak istediğini bilmiyorum. Fakat onu buraya,
Los Angeles’a kadar izledim. Burada Gretchen adıyla
bildiğim ajanla birlikte. Sara’yı öldüren ajan. Bugün her şey bitecek. Sistemin sağlayamadığı adaleti,
kendim yerine getireceğim(Biraz Dexter gibi değil mi?). Eğer bu mektubu okuyorsanız, Sara’nın intikamını alırken
öldüğümü biliyor olacaksınız.
İşte bu… Yine kovalamaca, yine gözleri kısık halde ” i have a plan” diye gezen bir inşaat mühendisi, bir goril, goril’in oğlu ve goril’in yeni sevgili etrafında bir bin türlü bela, kavga, çatışma. Hapse girenler, çıkanlar, herkes çıkarken girenler falan türlü türlü hedeler. İlk bölümden belli olduğu kadarıyla 2. sezon gibi kovalamaca ve heyecan olacak gibi, yine belalar bizimkilerin peşini bırakmayacak gibi.
Tags: 4. sezon, prison break, prison break 4. sezon, s04e01, s04e02
The Big Bang Theory
Ağu 16, 2008 Dizi Kapağı Yorumla

Şimdi, dizi görünüdğü gibi birkaç “nerd” ve sarışın aptal kızın cinsellik etrafında dönen muhabeti değil. Hatta hiç değil. Hatta hatta How i met your mother daha komik. Dizi bu sezon CNBC-e de gösterilecek. İlk sezon 17 bölüm.

wolowitz-leonard-penny-sheldon-rajesh
Leonard Hofstadter: Penny denen hatuna ilk görüşte aşık olmuş bahtsız genç. Nerd’lükte diğlerinden eksiği olmasada “dış dünya” ya daha uyumlu bir tip. Penny için “Our babies will be smart and beautiful” diyebilen şahsiyet
Sheldon Ross: Diziyi alıp götüren tek insan. O ki daha 12 yaşındayken üniversitede okuyan süperzeka. Adamımız süper zeka olmasına karşın bir o kadar kırılgan,sinir bozucu ve iletişim sorunu çeken biri. çık açık göstermesede “en zekiniz benim ulan, hatta dünyadaki en zeki insanım, hatta hatta tek zeki insan benim dağılın ulan” tadında takıldığı belli oluyor. İlk bölümlerde geri planda olsada sonraki bölümleri resmen “ele geçiriyor”. Dizideki herkese zaman zaman da olsa ayar versede, penny ye verdiği ayarlar yarıyor.
Howard Wolowitz: Ukala nerd. Birkaç dil biliyor ancak aradığını bulamamış, yahudi ve annesiyle yaşıyor(yada annesi onla yaşıyor (:
Rajesh Koothrappali: Dizinin Hintlisi. Arada cok bomba espriler yapiyor, ama bunlari görmek için penny’nin olmadiği sahneleri beklemek zorundasiniz , zira arkadaş hatunlarin yanında kilitleniyor ve konuşamiyor.
Dünden bugüne The Simpsons
Ağu 13, 2008 Dizi Kapağı Yorumla

Dünya, Simpson ailesiyle ilk kez 1987 yılında The Tracey Ullman Show‘da yer aldıklarında karşılaştı. Simpsons programın ilk üç sezonu boyunca, reklamlardan önce ve sonra yayınlanan 30 saniyelik çizgi filmlerin kahramanlarıydı. Daha sonra dizinin yaratıcısı Matt Groening ve prodüktörü James L. Brooks, The Simpsons’ı yarım saatlik bir dizi haline getirmeye karar verdiler.İlk gösterimi 1989 yılının aralık ayında, Fox’ta yapılan The Simpsons, yayınlandığı ilk günden bu yana televizyon tarihinin en popüler dizilerinden biri olmayı başardı.Her ne kadar Springield sakinleri başka dizi karekterinin aksine aradan geçen bunca yıl boyunca hiç yaşlanmasalar da dizinin kendisi ilk günden bu yana çok değişti.
Dizi ilk başladığında çizimler şimdikine göre daha kabaydı, çünkü ilk 61 bölümü çizen ve daha sonra Rugrats, As Told by Ginger gibi işlerede imza atan Klasky Csupo adlı animasyon stüdyosunun çizerleri, çizimleri baştan yapmak yerine Att Groening’in çizimlerinin üstünden geçmekle yetiniyorlardı.1992 yılından itibarense artık televizyonun en önemli yıldızlarından biri olan Simpsons çizimleri, Film Roman adlı animason stüdyosu tarafından yapılmaya başlandı.

Tags: fox, the simpsons
Harry Morgan
Ağu 10, 2008 Dizi Kapağı Yorumla

Harry Morgan, Dexter’ın üvey babası.Dexter üç yaşındayken onu kan dolu bir koyteynerda buldu.Dexter’ın öldürme dürtüsünü farkına varıp Dexter’ı eğitmesi belkide Miami’yi tarihe geçecek bir seri katilden kurtardı.Dexter’la ava çıktı, delillerden nasıl kurtulacağı, “kurbanlarını” nasıl seçmesi gerektiği, nasıl saklanması gerektiği, CSI:Miami’den kaçma yollarını öğretti.Kısacası cani ruhlu psikopat veledi “Dexter” yaptı.
Dexter hakkında herşey
Ağu 10, 2008 Dizi Kapağı Yorumla

Öncelikle Dexter’ın Jeff Lindsay’ın Darkly Dreaming Dexter adlı romanından uyarlama olduğunu söyleyeyim. Her ne kadar roman uyarlaması olsada romandan oldukça bağımsız.
Diziye adını veren ve hikayenin kahramanı olan Dexter Morgan geceleri bir seri katil iken gündüzleri ise polis departmanında çalışan bir kan uzmanı. Dexter’ın katil olmasındaki sebep ise öldürme dürtüleri. Küçük bir çocukken evlat olarak alınan Dexter ilk başta kedi köpek gibi hayvanları öldürmeye başlıyor. Bunu öğrenen üvey babası Dexter’ın bu dürtüleri bastıramayacağını anlayınca onu eğitiyor ve öldürecekse de sadece kötü insanları öldürmesini öğretiyor. Kısacası Dexter kuralları olan ve hiç bir menfaati olmamasına rağmen sadece kötü kişileri öldüren bir seri katil.Başka bir deyişle seri katil öldüren seri katil. Tabi hikaye ilerledikçe daha da dallanıyor ve Dexter’ın geçmişiyle ilgili olaylar birbir su yüzüne çıkıyor.
Geceleri seri katil olarak dolaşan Dexter gündüzleri ise oldukça mütevazi ve içine kapanık bir tip. Başlarda hiç duygusu olmayan Dexter hikaye ilerledikçe kendini daha da fazla tanımaya başlıyor ve ondaki bu gelişim oldukça yalın ve güzel anlatılmış. Dizinin en önemli özelliği hikaye Dexter’ın gözünden o kadar iyi anlatılmışki daha ilk bölümlerden Dexter’ın kendiyle olan diyalogları sizi diziye bağlamaya yetiyor.
Yan karakterlere gelirsek Dexter’ın üvey kardeşi Debra diğer herkes gibi Dexter’ın durumundan bihaber. Debra Dexter’ın değimiyle “duygularım olsa en çok onu severdim” diyebileceği bir karakter. Sevgilisi Rita ve onun çocukları, polis departmanındaki Amir Maria, Angel, Vince dizideki diğer önemli karakterler. Ama birisi var ki o da Dexter’dan daima şüphelenen Çavuş Doakes. Doakes’in sezilerindenmidir bilinmez ama Dexter’da ters birşeyler olduğunu daha ilk bölümden anlıyor.

Dexter çocukken, iki gün boyunca annesinin cesediyle birlikte Miami Limanı’ndaki bir konteynerde kapalı kalmış.Annesinin parçalaşına tanık olan Dexter’ın kan gölünden farksız konteynerde geçirdiği süre, onarılamaz psikolojik ve duygusal hasara yol açmış.Annesini başıve uzuvları koparılmış bedeni, Dexter’ın cesetlerden kurtulma yönteminin ortaya çıkmasına sebep olmuş.
Dexter’ın ilk cinayeti: Dexter küçük bir çocukken hayvanları öldürmeye başladı.Büyüdükçe içindeki öldürme dürtüsüde büyüdü.Ölüm meleği denilen, hastalarını morfin vererek yavaşça öldüren bir hemşire olan Mary, Dexter’ın ilk kurbanıydı.Mary, kalp krizi geçirdiği için hastanede yatan Harry’nin hemşiresiydi ve aşırı dozda morfin vererek Harry’yi öldürmeye çalıştı.Harry fark edincede Dexter’a başka birini incitmeden Mary’yi durdumasını söyledi.
Tags: dexter



